9 Mayıs gecesi, saat neredeyse ikiye geliyordu ve ben hâlâ aynı mağaranın önünde dikilmiş, içerideki o tıkırtıyı dinliyordum. Sürvayvıl dünyamda üç gündür tek bir hedefim vardı: doğal bir cave spider (mağara örümceği) spawner'ı kapatıp bunu çalışan bir XP farmına çevirmek. Kâğıt üzerinde çok basit görünüyordu. Pratikte bana iki gece, bir sürü demir ve bir kez de yarı kalbe inecek kadar zehir yedirdi.
Bu yazıyı bir "rehber" gibi yazmak istemedim açıkçası. Daha çok kendi defterim gibi. Çünkü yaptığım hataların çoğu, internetteki temiz şemalarda hiç yazmıyor.
Spawner'ı bulduğum yer ve ilk yanlış karar
Spawner, ana üssümün yaklaşık 400 blok kuzeyindeki bir mineshaft'in (terk edilmiş maden) içindeydi. Mağara örümceği spawner'ları neredeyse her zaman bu mineshaft'lerde, o karakteristik "cobweb" (örümcek ağı) yığınının ortasında çıkar. Ağları görünce zaten anladım, ama acele ettim. İlk hatam buydu: spawner'ı görür görmez etrafını mşale dizmeye çalışmak yerine, kendimi bir köşeye sıkıştırdım ve aynı anda hem ağları kesmeye hem de örümceklerden kaçmaya çalıştım.
Mağara örümceğinin can sıkıcı tarafı şu: gövdesi normal örümceğe göre daha küçük, yani tek bloktan bile geçebiliyor ve vurduğunda zehir veriyor. Normal zorlukta zehir seni öldürmez, kalbini titreyen yarım kalbe kadar indirir ve orada bırakır. Ama o yarım kalpteyken bir örümcek daha vurursa iş değişir. Ben tam da bunu yaşadım. Karanlıkta dört beş örümcek üzerime üşüştü, panikle kazma yerine kılıç çıkardım, derken zaten az olan canım eridi. Ekrana baktığımda kırmızı bir "flaş" ve sonra o tanıdık gri ekran.
Eşyalarım spawner'ın dibinde, ağların arasında kaldı. 400 blok geri koşup, bir de o örümceklerin arasından eşyalarımı toplamak… O an oturduğum yerde sesli söylediğim cümleyi buraya yazmayayım. Ama dersi aldım.
İkinci deneme: önce ışık, sonra her şey
Eşyaları kurtardıktan sonra üsse dönüp bu sefer hazırlıklı geldim. Çantamda bir yığın meşale, iki stack yuvarlak taş, bir kova süt (zehir için), ve en önemlisi bir kalkan vardı. Bu kez yaptığım ilk şey: spawner'a yaklaşmadan, uzaktan ok atarak değil, ağların kenarından tek tek mşale dikerek ortamı aydınlatmak oldu.
Şunu yeni öğrenenler için net yazayım: spawner, etrafındaki ışık seviyesi yeterince yüksek olduğunda canavar üretmeyi durdurur. Yani spawner odasını tamamen aydınlatırsan, içeride güvenle çalışabilirsin. Ben spawner'ın dört bir yanına ve özellikle tepesine meşale diktim. Tıkırtı sesi kesildi. O sessizlik, o üç günün en güzel anıydı diyebilirim.
Aydınlattıktan sonra ağları temizledim. Burada küçük bir ipucu: örümcek ağını kılıçla ya da makasla çok daha hızlı kesiyorsun, kazmayla uğraşma. Ağları temizleyince spawner'ın etrafını yuvarlak taşla, içine ışık sızmayacak şekilde 9×9'luk bir odaya çevirdim. Asıl plan şuydu: spawner'ı tek bir karanlık küçük odada bırakıp, ürettiği örümcekleri bir su akıntısıyla tek bir noktaya, oradan da bir "öldürme katına" taşımak.
Su akıntısı meselesi ve mağara örümceğinin inadı
İşte tam burada projenin en sinir bozucu kısmı başladı. Normal bir zombie ya da iskelet farmında suyu bir yöne akıtırsın, moblar suyla sürüklenir, bir deliğe düşer, alttan da bir blok mesafeden onları yumruklayarak XP alırsın. Ama mağara örümceği duvarlara tırmanıyor. Suyun içinde bile kenara yapışıp yukarı çıkmaya çalışıyor. İlk kurduğum düzende örümceklerin yarısı su kanalını takip ediyor, yarısı duvardan tırmanıp odadan kaçıyordu.
Bir saat kadar farklı şeyler denedim. Tavanı alçalttım, işe yaramadı. Kanalın kenarlarını yarım bloklarla (slab) kapatmayı denedim, biraz düzeldi ama hâlâ kaçan oluyordu. Sonunda işin sırrını şurada buldum: örümcekleri sürüklemek yerine, onları zaten dar bir "kanaldan" aşağı düşürmek lazımdı. Spawner odasının zeminine tek bloklük bir delik açıp, oradan aşağı 1×2'lik dar bir bacaya yönlendirdim. Örümcek dar yerde tırmanacak duvar bulamayınca düşüyor.
O bacanın dibine indiklerinde de fazla düşmedikleri için ölmüyorlar, sadece sıkışıyorlar. Ben de alttan, gözlerinin hizasından bir blok boşluk bırakıp kılıçla tek tek vuruyorum. Bir keresinde test ederken arkadaşım sunucuya bağlanmıştı, mikrofondan şunu dedi:
"Sen bu örümceklerle üç gündür ne uğraşıyorsun ya, git iki tane iskelet farmı kur, bitsin."
Haklıydı tabii. İskelet farmı çok daha kolay. Ama mesele örümcek değildi artık; mesele bu spawner'ı yenmekti. İnatlaşmıştım.
Çalışan hâli ve hâlâ sevmediğim bir detay
Sonuçta düzen çalıştı. Şu an spawner odasında durduğumda, alttaki bacada üç dört örümcek birikiyor, ben de birkaç saniyede bir aşağı inip onları temizliyorum. Bir oturuşta enchantment masasını besleyecek kadar XP topluyorum. Üstüne bir de bolca string (iplik) düşüyor ki bu da yay, olta ve halı için cömert bir kaynak oldu. Sandığım dolup taşmaya başladı.
Yine de tam mutlu değilim ve buraya dürüstçe yazıyorum: mağara örümceği farmı, iskelet ya da zombie farmı kadar "ışınlanıp gel, AFK kal, sandık dolsun" konforunda değil. Çünkü örümceklerin tırmanma huyu yüzünden tam otomatik bir öldürme mekanizması (mesela lav ya da düşme hasarı) kurmak çok daha zor. Ben şimdilik yarı otomatik bırakıyorum. İleride o bacayı biraz daha uzatıp, kampfeuer (campfire) ile yavaş hasar veren bir düzene çevirmeyi düşünüyorum ama o başka bir gecenin işi.
Eğer siz de bir mağara örümceği spawner'ı buldıysanız ve aklınızdan onu farma çevirmek geçiyorsa, benim üç günde öğrendiğim şu üç şeyi baştan bilin: önce ışıkla spawner'ı sustur, yanında mutlaka süt taşı, ve örümcekleri suyla sürüklemeye çalışmak yerine dar bir bacadan düşür. Bu üçünü baştan yapsaydım, muhtemelen bir gecede bitirirdim. Ama o ilk ölümü, eşyaları toplama telaşını ve arkadaşımın o lafını yaşamasaydım da bu kadar iyi öğrenmezdim sanırım.






